Reşit Galip Cd. Gölgeli Sk. No:12/2 Çankaya Ankara
+90 506 433 91 42
bilgi@odenhukuk.com

İş sözleşmesinin feshinde süre ne kadar?

İş sözleşmesinin feshinde süre ne kadar?

İş sözleşmesinin feshinde süre ne kadar? İş Kanunumuzun 24 ve 25. Maddelerinde düzenlenen derhal fesih hakkının kullanılması süresiz değildir. Bu maddelerde düzenlenen gerekçelerle yapılacak fesihler fesih sebebinin iş akdini feshedecek tarafça öğrenilmesinden itibaren 6 gün, herhalde olayın gerçekleşmesinden itibaren 1 yıldır. Bu süreler hak düşürücü süreler olup, süreler geçtiği takdirde telafisi bulunmamaktadır.

Öden Hukuk Bürosu – Bilgi ve Randevu için

  • Reşit Galip Cd. Gölgeli Sk. No:12/2 Çankaya Ankara
  • +90 506 433 91 42
  • bilgi@odenhukuk.com
İş sözleşmesinin feshinde süre ne kadar?

İş sözleşmesinin feshinde süre ne kadar?

Yargıtay
Dairesi: 22. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/5363
Karar No: 2018/10480
Karar Tarihi: 03.05.2018

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının devamsızlığının fesih için haklı sebep teşkil edip etmediği, işverenin fesih hakkının yasal süre içinde kullanılıp kullanılmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Davalı İdare, iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini savunmuş ve davacının devamsızlık yaptığı günlere ilişkin nöbet çizelgelerini ve devamsızlık nedeniyle tutulan tutanakları delil olarak dosyaya sunmuştur. Nöbet çizelgeleri incelendiğinde, davacının 14.07.2016, 10.07.2016, 18.07.2016, 22.07.2016,02.07.2016,26.07.2016 ve 30.07.2016 tarihlerinde işe gelmediği anlaşılmış, devamsızlıklara ilişkin de 02.07.2016, 06.07.2016, 10.07.2016, 22.07.2016, 25.07.2016 ve 19.06.2016 tarihlerinde tutanak tutulduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacı işçinin nöbet çizelgesine göre son devamsızlığı 30.07.2016 tarihindedir. Feshin yazılı olarak yapılmadığı, dosyada mevcut 10.08.2016 tarihli işten ayrılış bildirgesinin davalı Şirket tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır.

İş sözleşmesi kural olarak, feshi ihbar sonucu veya belirli bir süre için yapılmışsa, bu sürenin dolmasıyla ortadan kalkar. Ancak, İş Kanunu ve Borçlar Kanunu, işçi ve işverene belirli veya belirsiz süreli bir iş sözleşmesini derhal ortadan kaldırma olanağını da tanımıştır. Bu yüzden, işveren, işçiyi hemen işyerinden uzaklaştırabileceği gibi; işçi de, derhal işi bırakma yetkisine sahiptir. Buna karşılık, işçinin veya işverenin, iş sözleşmesini hemen bozabilmesi için, ortada haklı bir nedenin bulunmasına gerek vardır. Haklı nedenle fesih hakkı, dürüstlük kuralları gereği iş ilişkisini sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek tarafa belirli veya belirsiz süreli iş akdini derhal feshetme yetkisi veren bir bozucu yenilik doğuran haktır. Sürekli borç ilişkileri yaratan iş akdinde ortaya çıkan bir durum nedeniyle bu ilişkiye devam taraflardan biri için çekilmez hale gelmişse haklı nedenle derhal fesih hakkı ortaya çıkar. Akdi ilişkiye devamın çekilmez (katlanılmaz) hale gelip gelmediğinin ölçüsünün objektif iyi niyet, yani dürüstlük kuralları oluşturur. Haklı nedenle fesih hakkı da süreli fesih gibi bozucu yenilik doğuran bir hak olup, bu hakların tüm özelliklerini taşır. Haklı nedenle fesih karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanıyla iş akdini derhal sona erdirir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 ve 25.maddeleri, iş akdinin işçi ve işveren tarafından haklı nedenle derhal fesih hallerini düzenlemektedir. Ne var ki, hizmet akdinin derhal fesih hakkının işçi veya işveren tarafından makul bir süre içinde kullanılması gerekir. Aksi halde taraflardan birisinin diğer tarafın hizmet sözleşmesine bağlılığını devam ettiremeyecek sebebin doğmasına rağmen bu hakkını uzun süre kullanmaması sonucu, bozulan işyeri düzeni eski haline döndüğü sırada kullanılması, hem sözleşmeyi bozucu niteliği hem de özellikle işçinin işverenin tehdidi altında her an işten çıkarılabileceği endişesini taşıyarak bir süre çalışmasını gerektirmesi nedeniyle işçi aleyhine olacaktır. Ahlâk ve iyiniyet kurallarına aykırı bir hareketin öğrenilmesinden veya bu olayın üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra taraflardan birinin bu olaya dayanarak sözleşmeye son vermek istemesini kanun kamu düzeni, ahlâk ve iyiniyet kuralları bakımından haklı saymamaktadır. Bu nedenle, işçi veya işverenin 4857 sayılı Kanunun 24 ve 25.maddelerinde düzenlenen ahlâk ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayalı fesih yetkisini kullanma hakkı sınırsız olmayıp, anılan Kanunun 26. maddesinde süreye bağlanmıştır.

4857 sayılı Kanunun “Derhal fesih hakkını kullanma süresi” başlıklı 26.maddesi,

“24 ve 25’inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.” Düzenlemesini içermektedir. Haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin fesih hakkını kullanma süresi sınırsız değildir. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. fesih haklı bir nedene dayansa da İK 26/1’de öngörülen sürenin geçirilmesinden sonra yapılmışsa, haksız feshin hüküm ve sonuçları uygulanır. Maddede öngörülen süreler içinde derhal fesih hakkı kullanılmazsa artık, aynı sebeple derhal (önelsiz) fesih hakkı kullanılamayacağından, 4857 sayılı Kanun’un 26.maddesindeki altı işgünü ve bir yıllık süreler hak düşürücü niteliktedir. Hakdüşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer bir ifade ile fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır, sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkanını ortadan kaldırır.

Somut olayda, 05/04/2017 tarihli duruşmada dinlenen davalı tanığı, Güroymak Hastanesi Başhekimi …, “Personel işe gelmediği zaman hastane yetkililerince tutanak tutulur ve işlem yapılması gerektiğinde bu husus firmaya bildirilir. Bu sorunu çözme yetkisi firmadadır” şeklinde beyanda bulunmuş olup, dosyada bulunan Devlet Hastanesi Başhekimliği yazısında, ”Hastanemiz Otomasyon personelinin tutanaklarda belirtilen tarihlerde nöbetine gelmediği tespit edilmiştir. İlgili tutanak yazımız ekinde sunulmuş olup konu ile ilgili gereğinin yapılması” istenmiştir. Ancak söz konusu yazı ve ekinde bulunan tutanakların davalı Şirkete ne zaman gönderildiği ve davalı alt işverene ne zaman ulaştığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca davalı alt işverenin tutanaklardan ne zaman haberdar olduğu tespit edilerek, 6 iş günlük sürenin geçip geçmediği buna göre belirlenmelidir. Eğer yasal süre geçmiş ise, davanın kabulüne, geçmemiş ise feshin haklı nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olup yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/05/2018 gününde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.



design KOBAZOGLU - Ankara SEO